‘Hep gizli kaldım, artık görünmek istiyorum’

Ülkemizin önemli kadın seslerinden Dilek Türkan, yeni albümü Suya Söyledim’i müzikseverlerle buluşturdu. Türkan ile yeni albümünü, İncesaz’dan ayrılık sürecini ve geleceğe dair planlarını konuştuk.

İlk albümünüzden sonra uzun bir zaman sevenleriniz yeni albüm bekledi sizden. İkinci albüm neden bu kadar geç geldi?

Aslında bir yıl önce albüm bitmişti. Ancak başka sebeplerden ötürü bir bekleme sürecine girdik. Her şeyde benim elim var bu albümde. Çok ince elenip ince dokundu her şey. Bu albümde tamamen kendimi ifade etmek istedim. Önceki albümde müzik harici konularla ilgilenmemiştim, tamamen müziğe odaklanmıştım. Bu çok yanlış bir sistemmiş. Bunu sonradan anladım.

Ne gibi farkındalıklar?

Bugüne kadar hep gizli ve kapalı biriydim, göz önünde değildim. İnsanlar sadece sesimi biliyordu. Yüzümü bilen çok kişi yoktu. Bu kadın hayata dair neler anlatıyor, bakış açısı ne? Bunlara ait bilgiler vermedim. Sonra baktım ki paylaştıkça daha çok mutlu oluyorum ve daha çok üretiyorum. Artık sadece müzik değil farklı şeyler de yapmak istiyorum. Yazmak, iç dünyamı biraz daha fazla anlatmak istiyorum.

Yani sizin için bu albüm süreci bir nevi bir açılım olmuş…

Kesinlikle öyle oldu. İlk albümüm Aşk Mevsimi ile kıyaslıyorum. O zaman kendi penceremden seslenmedim aslında. Ve çok doldum. Yıllar boyunca çok şey birikti. Onları tek tek sunmak istedim. Albümü bekleme sürecindeyken de hiç boş durmadım. Şu anda bir oyun yazıyorum. Çok bilinen bir bestecinin hayatını çok farklı bir şekilde, onun şarkılarıyla anlatacağız. Herkesin bildiği üç oyuncu ile birlikte yapacağım.

Neden kendinizi geri planda tuttunuz hep?

Sadece solo olarak kariyerime devam etmiyordum. Birtakım gruplarla çalışıyordum. Onlarla çok güzel bir bağ oluşmuştu. Aslında onlara hizmet ediyordum ben. Onun için ilk albümüme bile üvey evlat muamelesi yaptım. Bir su akar ve sen onunla sürüklenirsin ya. Aslında ben onlarla sürüklendim. Bir şey güzel giderken onu kesmek benim aldığım terbiyeye yakışmıyordu. Çok iyi bir dinleyici kitlesi vardı ve onlara bunu yapmak istemiyordum. O su aktı gitti ama akış kesildiği anda kaderin cilvesi bana güzellikle döndü. Bütün yaptığım şeyleri sunabileceğim bir platform ortaya çıktı.

Hiç popülerlik kaygısı yaşamadınız mı?

Olmadı. Çünkü popüler olmanın bir insan için biraz kısıtlayıcı olduğunu düşünüyorum. Ben hayatın içinde yaşayan , yaşamaktan çok zevk alan biriyim ve hayatımın asla kısıtlanmasını istemiyorum. Klasik müzik eğitiminden gelmiş olmama rağmen çok çılgın bir yanım ve yapım var. Kızımla sokakta dolaşırken rahat olmak, merdivenlerden inerken zıplayarak inmek istiyorum. Eğer popüler kültürün içine girerseniz bu sizi kısıtlıyor. Bunu asla istemedim, gizli kalmamın sebebi de buydu. Başta popülerlik kaygısı ile yola çıksaydım her türlü hakkı vermiş olurdum. Ama bunu yapmadan birçok insan beni takip etmeye başladı. Bence en büyük popülerlik bu. Bu anlamda gereğinden fazla bile popüler olduğumu düşünüyorum.

Adınız İncesaz grubu ile özdeşleşti. Ve bu grubun solisti oldunuz. Geçtiğimiz yıl gruptan ayrıldınız. Sanırım biraz da sancılı oldu…

İncesaz’la ilgili bir beyanatta bulunmadım, bulunmayı düşünmüyordum. Ama bazı şeylere sessiz kalmak yanlış anlaşılabiliyor. Bu grupta bulunmam bana çok tecrübeler kazandırdı. Ama bitiş süreci benim hayata bakış açıma ve yaşantıma yakışmayacak şekilde ilerledi. Bunun için kendi adıma elimden gelen her şeyi yaptım. Ama tek taraflı olarak bazı şeyleri bir platforma oturtamıyorsunuz. Ayrılık onların tarafından gelen bir talepti. Hiçbir şeyin farkında olmadan bir anda yüzüme tokat gibi gelen bu durum aslında bir dokunuşmuş. Bunu daha sonra fark ettim. O yüzden bu sancılı dönemi çabuk atlattım ve toparlandım. Konuşarak değil, yaptığım müziklerle cevap vermem gerekiyordu. Sonra birçok proje üretmeye başladım. Bunları hayata geçirdiğimi gören dinleyici de iyi ki böyle olmuş diyecek.

Yeni albümünüz Suya Söyledim’deki repertuarı nasıl belirlediniz?

İncesaz’ın çok ciddi bir dinleyici kitlesi vardı. Bir sanatçı ne kadar özgür olduğunu zannetse de öyle değilmiş. Dinleyicinin beklentilerine de cevap vermesi gerekiyor. Hiçbir yerde bulunmazken beni keşfeden bana muhabbet eden kişiler vardı. Bu albüm onlara bir minnettarlık isteği ile oluştu. Bu bir vefa borcuydu. Aklımda bambaşka bir repertuar ve şarkılar vardı. Ama önce bu vefa borcunu ödemeliydim. Kendimi ifade etmek amacıyla yeni şeylere de ihtiyacım vardı. Bu noktada Erkan Oğur’un yeni bir bestesi, Neveser Kökdeş’ten yeni bir şarkı, Necip Celal’den bir şarkı söyledim. Bunlar da yeni şeyler üretmek ve ayakta durabilmek adına albüme koyduğum şarkılardı. Diğer şarkılarla bir bütünlük oluşturdu ve aynı hikâyenin parçaları gibi oldu. O da olsun bu da olsun demedim. Hepsinin bir yeri ve anlamı var.

Kızıma minnettarım

Bir anne olarak kızınızla ilişkileriniz nasıl?

Bunu anlatmak için Bana Bir Aşk Masalından Şarkılar Söyle’nin klibini izlemek yeterli. (Gülüyor) Aslında klibimde kızım da oynasın diye aldığımız bir karar değildi. Benim çocukluğumu oynayan birisi gerekiyordu. Onu yapacak en iyi çocuk Elif’ti. Bana çok benziyor, bu şarkıları ezbere biliyor ve bu müziğin ruhunu çok iyi bilen bir çocuk. Klipteki bakışlarında bu apaçık görülüyor. Kızımla çok güzel bir ilişkimiz var. Biraz çılgın bir anneyim. Aşırı otoriter olmamakla birlikte, belli bir disiplin çerçevesinde arkadaşça yaklaşıyorum. Şanslı bir anneyim. Bana bu şekilde karşılık veren bir çocuk. Birçok anne ve babanın yaptığı şeyleri yapmam gerekmiyor. Öte yandan ben Elif’le çocukluğumu yaşıyorum. Altı yıllık bir anneyim. O altı yıla bebekliğimi ve çocukluğumu sığdırdım. Kızıma bakarken onun her hareketinde kendimi gördüm. Her şeye bakışım değişti. Hayatımda farklı bir çerçeve açıldı. Bunu Elif’e borçluyum.

Bundan sonraki planlarınız neler?

Tamamen bütüncü ve farklı bir sanat bakış açısı geliştirmek istiyorum. Çünkü sadece şarkı söyleyerek tatmin olmuyorum. Benim için dinleyici çok önemli ama ilk önce kendi heyecanım çok önemli. Beni heyecanlandıracak şeyler olması gerekiyor. Bu anlamda bir oyun yazıyorum. Onu sahneye koymak istiyorum. Dünyadaki çok önemli isimlerle bir araya gelip Türk müziği yapmak istiyorum.

Türk müziği haricinde farklı bir tarzda müzik yapmayı düşünmüyor musunuz?

Türk halk müziği ile ilgili birçok teklif aldım ama erteledim. Neden olmasın. Baki Duyarlar’ın Kemenjazz projesinde yer aldım ve bu bana çok büyük keyif verdi. Tamamen caz söylemem dahi teklif edildi. Birçok alanda teklifle karşılaşıyorum. Yapabileceğime inandığım her şeyde var olmaya hazırım. Yeter ki doğru proje olsun.

Sizin kulvarınızda bugün bir şeyler yapmak Donkişotluk gibi algılanıyor. Bunu sürdürebilmek zor olsa gerek. Bu anlamda neler size destek veriyor?

En büyük gücüm almış olduğum klasik müzik eğitimim. Bu çok büyük bir terbiye ve bunun için ekstradan bir şey yapmak gerekmiyor. Farklı bir davranışa giremiyorsunuz. İçinizden gelen, yaşadığınız şekil bu. Ben bunu çocuğumla ilişkimde de aynı şekilde ilerletiyorum. Müzikte de böyle ilerliyorum. İçimden ne geliyorsa özgürce yapabilme gücüne sahibim. Bu da dinleyici kitlesinden, bana verdiği güvenden geliyor. Yaptığım şeyleri samimi olarak, doğru şekilde de eleştiriyorlar. Yaptığım solo işleri daha önce grupla yaptıklarımla karşılaştırıyorlar. Sanırım en büyük yapılan yanlış bu. Ama solo albümlerim karşılaştırıp eleştirilebilir. Çünkü ben de eleştiriyorum.

Peki Türk müziğinin geleceği ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Geleceğinden ümitliyim. Türk müziğine özellikle de klasik müziğe dışarıdan gelen bir etki ile zarar gelmez. Dönemsel olarak birtakım ekoller oldu. Geçtiğimiz 20-30 yıllık sürede yanlış isimler popüler oldu ve o müziğin temsilcisi oldu. Aslında değildi. Türk müziği açısından kötü bir dönemdi ama müziğe bir şey olmadı. Her zaman bunun telafisi mümkün. Şu anda Türk müziğinde çok sağlam isimler çıkmaya başladı. Çok güzel albümler de çıkacak. Benim de planlarım arasında klasik Türk müziği albümü var. Gerçek klasik müziği hep var oldu ve var olmaya devam edecek.

Eşiniz Derya Türkan çok önemli bir sanatçı. Onunla evli olmanın avantajları ve dezavantajları neler?

Bir kere birlik, beraberlik ve yoldaşlık anlamında bana çok büyük desteği var. Biz kendi aramızda en çok müzikle ilgili sohbet yapıyoruz. Herkes evde yemek tarifleri ile uğraşırken biz müzik sohbeti yapıyoruz. Bu bizi çok geliştiriyor. Bir sanatçı için en büyük eksiklik yanında aynı dilde konuşan birini bulabilmek. Onun müzikalitesine çok güvendiğim için ilk eleştirmenim o oluyor. Dezavantajı ise ikimizde çok yoğun müzikle ilgileniyoruz. Bir kızımız var. Çok yoğun bir şekilde konserlere gidiyoruz. Ortak yaptığımız seyahatler evle ilgili düzensizliğe sebep oluyor. Bu da bizim için dezavantaj.